Gezelim Görelim – Almanya

Kategori: Avrupa Tarihi | 0

SCHLOSS

 

Kale 16.yüzyıldan kalan bir eserdir.Şehirin ortasında ‘Schloss’ isminde büyük bir parkın içinde yer almaktadır. Recidance Kalesi muhteşem duvarları,devasa odaları ve el yapımı boyalarla yapılmış büyüleyici tablolarıyla tam bir sanat eseri görünümündedir. Dört tarafı kulelerle çevrili kalenin tam ortasında bir avlu bulunuyor. Kaleyi gizemli ve özel kılan bir ayrıntı ise kimseye kendini göstermeyen prensestir.100 yaşını aştığı tahmin edilen prensesin zaman zaman çarşı içerisinde halktan biriymiş gibi dolaştığı söylenmektedir.

 

 

 

ALMANYA KOLNER DOM – KÖLN KATEDRALİ

İnşaatın yapımı fikri daha 7. yüzyılda ortaya atılmıştı. Daha o zamandan iki kulenin uzunluğu 157 metre olacak denildi ve buna göre o tarihte bir plan çizildi. Ama ilk temel 1248 yılında atıldı. Kent merkezinde yer alan ve şehrin her tarafından gözüken bu yapı, yüzyıllar boyunca maddi sıkıntılardan dolayı ve eldeki diğer imkânsızlıklardan ötürü bitirilemeyen inşaat diye isim yapmıştı. Tam 632 yıl sonra bitirilen gotik tarzdaki yapı, bugün Kuzey Avrupa ‘daki en büyük ibadethanedir. Çift kuleli katedralin uzunluğu 157 m’dir. Böylelikle Almanya´nın ikinci, Dünya´nın ise üçüncü büyük kilisesidir. Katedralin gotik stilde olması ve yüksekliğinin o zamanki tüm katedralleri aşması şart koşulmuştur. Köln Merkez Garı (Köln Hbf) katedralin hemen yanı başındadır. Bu Katedral, ülkenin en çok turist çeken yapısıdır. 1265 yılından önce kubbenin altındaki ibadet salonu yapılmaya başlanmış ve bitimine kadar bir duvarla korunmuştur. 1306 yılında güney kulenin yapılmasına başlanmış, 1388 yılından itibaren, uzun salonun yan bölümleri kullanılabilir hale gelmiştir. Bu tarih aynı zamanda Köln Üniversitesi’nin de kuruluş tarihidir. İnşaat yavaşlayarak sürerken çalışmalar, 1560 senesinde parasızlık yüzünden durdurulmuştur. Ancak 1842 yılında Prusyalı Kral, temel taşı koyup çalışmaların yeniden başlamasını sağlamış ve son taş 1880 yılında güney kulenin tepesine yerleştirilerek nihayet katedral tamamlanmıştır.

                                   

HERMANNS DENKMALL

Arminius Armen (MÖ 17/18 – MS 21) Varus Savaşı’nda Roma ordusunu yenilgiye uğratmış bir Çerusker şefiydi. Altında topladığı kabile koalisyonu Tiberius’un yeğeni Germanicus’un Ren’in doğusunda kalan Cermen topraklarını yeniden işgal etme çabalarını başarıyla engellemişti. Öte yandan art arda yapılan savaşların sonucu konusunda tarihçiler arasında görüş ayrılığı vardır. Her ne kadar Arminius Cermen kabilelerini bir araya getirmek konusunda başarısız olduysa da kazandığı zaferin eski Cermen kabileleri, Roma İmparatorluğu ve Avrupa tarihi üzerinde uzun vadeli bir etkisi olmuştur. Hermanns Anıtı Detmold Hiddesen’de bulunan devasa bir heykeldir. 16 Ağustos 1875 tarihinde Ernst Von Bandel tarafından inşa edilmiştir. 53.46m yüksekliği ile Almanya’nın en uzun heykellerinden biridir. 1886 yılında Özgürlük Anıtı inşaatından sonra Batı dünyasının en yüksek heykeli ünvanını almıştır. Büyüleyici manzarasıyla bilinen Hermanns Denkmall’ı her yıl 500.000’den fazla turist ziyaret etmektedir.Ve Detmold çarşısı içerisinde ayakkabı heykeli bulunmaktadır.

SANSSOUCI SARAYI

1740 yılında babasının ölümü üzerine Alman tahtına oturan II. Friedrich’ in ilk icraatlarından biri ülkede işkenceyi yasakla- mak olur. Düşünce özgürlüğünün önemini dile getiren 28 yaşındaki kral, basın üzerindeki sansürü de kaldırır. Almanya- yı Almanya yapan “Büyük Friedrich” olarak tarihe geçecek olan Avrupa’ nın bu en aydın kralı, hastalığa yol açtığına inanılan patatesi yemeyen halkının bu inancını kırarak onlara patates yemeyi öğretmiştir. Bu nedenle, günümüzde de II. Friedrich’ in mezarını ziyaret eden Almanlar, yanlarında getirdikleri patatesleri çiçek demeti yerine kralın mezarına bırakırlar.II. Friedrich, henüz beş yıllık kralken, Berlin yakınlarındaki Potsdam’ da bir yazlık saray yaptırmaya karar verir.
Bu sarayın adı Almanca olmayıp, Fransızca “kaygısız” demek olan Sanssouci’ dir. Çünkü, II. Friedrich Fransızca konuşup yazabilmektedir. Büyük Friedrich, sarayın daha büyük olmasına engel olan değirmenin satın alınarak yıkılmasını emreder. Ama sahibinin değirmeni satmaya niyeti yoktur. Kral, adamlarıyla değerinin çok üstünde para vereceği haberini gönderse de değirmenci teklifi reddeder. Bunun üzerine II. Friedrich değirmenciye kendisinin kral olduğunu, istese değirmeni para vermeden de elinden alabileceğini haykırır. Değirmenci, büyük bir soğukkanlılıkla bunu yapabileceğini söyledikten sonra insanlık tarihinin en unutulmaz yanıtlarından birini verir: ” Ama unutmayın ki, Berlin’ de hakimler var hiçbir güç, hiçbir iktidar, kral dahi olsa adaletten üstün değildir! “ Bir değirmencinin Alman Kralı II. Friedrich’ e söylediği bu söz, adaletin karşısında herkesin eşit olduğu gerçeğini taçlandırmış ve totaliter rejimlerin yıkılmaya başlayacağı dönemin habercisi olmuştur.”

FRAUENKIRCHE KİLİSESİ

Dresden’in ve Protestanlığın en güzel simgelerinden biri olan Frauenkirche Kilisesi’nin hikayesi 11. yüzyılda başladı. `Sevgili Kadınlar` anlamına gelen `Zu unser lieben Frauen` olarak adlandırılan mabed şehre küçük gelince 1722’de yıkılıp yerine ihtişamlı bir kilise yapıldı. 1726’da başlayan inşaat on yedi yıl sürdü. Yedinci yılında kutsal ilan edilen kilisenin mimarıysa usta marangoz George Bahr’dır.1738’de tamamlanan ve Taş Çan olarak anılan etkileyici kubbesi ile Dresden’in simgesi olan yapı, Barok üslubu, 102 metre yüksekliğiyle halkın gururu oldu. Kiliseye Ortaçağ’da kadınlara yapılan eziyetlerden dolayı Frauenkirche yani Kadınlar Kilisesi dendi. Dışı kadar içindeki tarihi orgla da kıymetli olan mabed, 1945’te savaşa yenik düştü. Gottfried Silbermann’in yaptığı 39. ve en son org, ilk defa 1 Aralık 1736’da Johann Sebastian Bach tarafından çalınmıştı. Ancak bombardımanda kiliseyle birlikte yandı.25 bin ile 40 bin arasında can kaybının yaşandığı Dresden, aldığı ağır yaraya rağmen Frauenkirche Kilisesi’ni tekrar diriltmeye karar verdi. 45 yıl sonra hayat bulan bu inanç, şehrin savaşa karşı dik duruşu oldu.1993’te kilisenin enkazından molozları ayıklayan halk, önce tasnif etti sonra da orjinal taşlarla kiliseyi eski haline sadık kalarak inşa etti. Dikkatli ve titiz çalışmalarla her bir taş ilk yerine getirilirken çoğu yerde beyaz ve siyah taşlar yaralı bir vücud gibi hayat buluyordu. 3643 eski, koyu taşla savaşın soğuk ve yıkıcı yüzünü yansıtan yeni kilisede eski mimar da unutulmadı. Enkaz içinde zor da olsa bulunan Bahr’in mezarı kilisenin mahzenine taşındı. Yapılan anıt üzerine yazılanlarsa savaşa ve hatta belki de tüm yıkımlara karşı durabilen inancı simgeliyordu: “Artık yeterince yaşadım, inşa ettim ve acı çektim. Şeytanla günahlarla ve dünyayla tartıştım. Şimdi görkemle göğe yükselen bu binanın içinde yatıyorum. Tam zafere, huzura ve barışa kavuşmuş olarak kabul eyleyin ey sevdiklerim; Tanrı`yı erkeğiniz ve babanız olarak, onun sadakatinde kimse çürüyemez.” 2009 senesinde açılan Frauenkirche Kilisesi, eski ve yeni görünümüyle acıya karşı insan ve sanatın dik duruşunu simgelemeye devam ediyor.

TEUTOBURG ORMANI

Almanya’nın Aşağı Saksonya ve Kuzey Ren-Vestfalya eyâletleri sınırları içindeki alçak dağ silsileleri üzerinde bulunan ve MS 9. yılında Germanik kabileler ve Roma Lejyonları arasında geçen Teutoburg Ormanı savaşına sahne olduğuna inanılan ormandır. Teutoburg Ormanı içerisinde yer alan devasa kayalıkların hangi kabile tarafından yapıldığı bilinmemekle birlikte bazı rivayetler ortaya atılmıştır. Bu rivayetlerden biride kayalıkların zaman içerisinde çeşitli hava olaylarından dolayı kendiliğinden oluştuğudur. Teutoburg Ormanı Savaşı sırasında bu kayalıkların içi oyulup mahsen ve barınak haline getirilmiş ve savaşa büyük katkı sağlanmıştır.

Bir Cevap Yazın